Ordu52 Web Sitesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Genel Şiirler

ŞEHİTLERİMİZ

Şehitlerimize pusu tuzak kurmuş düşman
Siz rahat uyuyun er geç edecegiz onlari pişman
Ey sehidimiz kar kış yaz güz demeden dağları aşman
Yaktı bizleri beklemediğimiz anda şehit düşmen

Ey mehmetcik kurdular size ıssız yerlerde tuzak
Bilsinlerki öcümüzü alma günümüz değil uzak
Bu acılar bitmezki sonsuza kadar destan yazak
Sanmasınlarki biz türkiye cumhuriyetini bozak

Şehit askerlerimiz mekanında rahat uyusun
Yeni mehmetcikler nesilerimiz büyüsün
Cesurca hainlerin üstüne yürüsün
Şehit Aileleri şehitleri ile övünsün

Öldü sanmayın bizim mehmetciklerimiz şehit
Allahta biliyor Kullarda buna şahit
Haykırsamda söylesemde binlerce ağıt
Destanlar yazsamda yetmezki kalem kağıt

Şehit Analarının feryadı yürekleri dağlar
Tüm canlılar melekler bile size ağlar
Unutmadı unutmayacak sizi suskun dağlar
İntikamınızı alacağız gelecek o cağlar

Şehitlerimiz mekaniniz cennet olsun
Yeriniz gül gülüstan nurlarla dolsun
Rahat uyusun şehidimiz hep gülsün
Canilere lanet olsun belasini bulsun
Yazan.Suse52
Almanya 09.10.2008 Saat.17.10 ) 

————————————————————–

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİN
AZİZ RUHUNA İTHAFEN

Yıl 1915 Mart ın 18 nde
Çanakkale de eller tetikte
Geliyor düşman kuvvetleri yıkmak üzere
Ne kanlı bir savaş olacak ki bu
Kollar, kafalar yok yerinde

Yükleniyor düşman, aralıksız saatlerce
Teknolojinin son donanımlı dev gemileriyle
Attığı her top yakıyor canlarımızı
Bilmiyorlar ki, Türkün asla kalmaz yerde kanı

Analar asker yolladı 13 nde 15 nde
Bağrına taş bastı durmadı, ağladı sessiz gecelerde
Cepheye kimi yollasan giderdi
Öğretmeni, doktoru, öğrencisi, Ayşe si, terzisi
Çünkü vatan toprağına kâfirin eli değdi

Ama ne büyük iman ne büyük irfan
Ayağında çorap yok giymeye yok elbisesi
Kulakları tek bir ses duyuyor
Koşun cennete Allah Allah ileri

Orda sadece düşmanı değil olumsuzlukları da yendik
Düşmanı kovmak için 250 bin mezar taşı diktik
Her şeyimizi veririz bu topraklar uğruna
Biz yurdumuzu, vatanımızı karşılıksız sevdik

Unutma Seyit Onbaşıyı, Cevat-Esat Paşayı, Kınalı Hasanı
Onları sadece bu günlerde değil, her zaman anmalı
Bu topraklardan tek bir karış vermeyiz
Herkes bunu mık gibi aklına çakmalı
Yazan:Faruk GÜNEŞ

——————————————————————–

BİR GÜNEŞ DOĞDU

Bir zamanlar bir yerlerde
Bir ana bir güneş doğurdu
Sıcak bir coğrafya da soğuk insanların üstüne
Tüm insanları aydınlatsın diye

O günden sonra güneş bile sönük kaldı yanın da
Çiçekler bir başka kokmaya başladı, kuşlar farklı ötmeye
Hayvanlar daha fazla süt vermeye
O gelince oldu bunlar, hoş geldin bu âleme

Büyüdü serpildi insanların en güzeli oldu
Herkes onu saydı, hürmet gösterdi, sevdi
İnsanlara en büyük mutluluğu getirdi
Nice âlemlere şanı yürüdü, 4 bucak 7 iklime

Devlet kurdu ki, herkesi kucaklayan
Fakirin, yoksulun halinden anlayan
Bende bu mısralara sakladım adını
Var mı kim olduğunu bulan?
f..g

—————————————————————–

BİR DÜNYA İSTİYORUM

İçinde kan gözyaşı savaş olmayan
Açlıktan insanların ölüme terkedilmediği
Siyah beyaz ırk ayrımının yapılmadığı
Bir dünya istiyorum acısı ıztırabı olmayan

Kardeşin kardeşe düşman edilmediği
Bir hiç uğruna silahların patlamadığı
Ve hatta silahların hiç icad edilmediği
Bir dünya istiyorum namerdin olmadığı

Zengin fakir siyah beyaz hep bir arada
Sınırların olmadığı hakların gasbedilmediği
Devlet malı deniz yemeyen kerizlerin olmadığı
Bir dünya istiyorum sade siyah beyaz

Sokağa terkedilmiş günahsız çocukların
El açıp ona buna elpençe duranların
Başkasının sırtından geçinen kenelerin olmadığı
Bir dünya istiyorum çilenin çilekeşin bulunmadığı

Üç kuruşluk dünya malı için kendini satanların
Ona buna çamur atıp suçunu bastıranların
Yüzü kızarmayan yüzsüzlerin yaşamadığı
Bir dünya istiyorum yalakaların bulunmadığı

Vatanına milletine ihanet eden densizlerin
Gözünü kırpmadan masum insanları katledenlerin
Irz düşmanlarının bebek katillerinin olmadığı
Bir dünya istiyorum kin ve nefretin bilinmediği

Bushların saddamların ebu cehillerin yaşamadığı
Firavunların mussolinilerin hitlerin apoların
Çöllerin yılanların çiyanların var olmadığı
Bir dünya istiyorum yemyeşil cennet bahçesi

Veysellerin Yunus emrelerin hacı bektaşi velilerin
Mevlanaların akşemsettinlerin Fatih sultanların
Hakkın adaleti ile hükmeden idarenin olduğu
Bir dünya istiyorum sazı ile sözü ile semahı ile

Dostu dost bilip dostça yaşamaya çalışanların
Yüz dostu olmayan hakiki dost olanların
İyi günde kötü günde tek yumruk tek yürek
Bir dünya istiyorum bir arada insanca yaşanan

Bombaların patlamadığı insanların ölmediği
Koyun ile Kurt un birarada yanyana dolaştığı
Fikir başka başka aşk başka başka olmadığı
Bir dünya istiyorum gülü bol bülbülü çok

Yaratılanı yaratandan ötürü seven sevilen
Tövbeni bin kere bozmuş olsanda gel diyen
Bir lokma ekmeğini paylaşmasını bilenlerin olduğu
Bir dünya istiyorum herkes mutlu ve özgür

Çok şey mi istedim içimden geldi döktürdüm
Hayatta hiç kimseye kin ve nefret beslemedim
İstedim ki şu fani dünya insanlara zehir edilmesin
Bir dünya istiyorum hepsi bu bensiz ve sensiz

Yazan: Hasan Güneş

———————————————————————-

HASRET

Bir ben miyim dertlerle çatışan
Düşündüklerimi düşündükçe yorulan
Kopmuş dalından çamurlar içinde
Yaprak misali savrulan

Diyemem kimseye sen şöylesin, böylesin
Akıl gitmişken dil ne desin
Başımızdadır dertler her daim
Bilmem ki durmadan yakınan ben miyim?

Kimi zaman vatan kimi zaman yar hasreti
Akıllı insanda bir yer de delidir deli
Çatlamış çalışmaktan ayakları, elleri
Ne güzel insanları, ağaçları, çiçekleri

Köyde büyüdüm yetiştim onurluyum
Çilekeş doğmuş anamın, oğluyum
Özlerim her daim aklımdadır
Çiğnetmem kimseye ailemi, kendim gibi savunurum

Bir bağlama sesiyle titrer gönül telleri
Gitmez kulağımdan kuşların sesleri
Bazen beni de alır götürürler diyarıma
Çekilmez oldu ah şu gurbet elleri
Yazan: F.G

————————————————————

GÖREVLERİN

Düşün ey günahkâr âdem
Neden işlersin bunca günahı
Tövbe edeceksin madem
Terk et o zaman günah yollarını

Ölüm var kardeş aç gözlerini
Övündüğün güzelliğin unutma! Geçici
Azrail gelir değildir seçici
Sırasıyla gider yaşlısı genci

Ertelersin sürekli görevlerini
Namazını, zekâtını, orucunu, ibadetlerini
Ecel bu belli mi ki, ne zaman geleceği
Ölürken yaş kiminde yirmi kiminde elli

Anandır taşıdı dokuz ay seni
Doğdun da sütüyle besledi
Eğer ki vermediysen hak ettiği değeri
Otur da ağla, kaybettin cenneti

Babandır evinizin direği
Anan hasta oldu mu o sağar ineği
Adam olmandır hepsinin isteği
Büyüğündür ki doğrudur dediği
F.Gden

———————————————–

SENİ SEVMİYORUM DÜNYA

Sana geldim geleli gülmedim
Hergünüm gözyaşı ağlar gezerim
Ne güzel sevgiler aşklar vardı lekesiz
Hepsi bir bir yok oldu dünya, güzelim

Biliyormusun sana geldiğim günden beri
Sen beni ben seni hiç sevemedim
Yıllar su gibi akıp geçti dur diyemedim
Sende bende herşey yalanmış bilemedim

Veyselin dediği gibi, iki kapılı hanmışsın
Uzun ince bir yol, kah çukur kah düz
Kimine uzun kimine kısa kimine asfalt
Sende fanisin bizim gibi bilmezmisin

Güzelliklerin hepsi sahte, yapma geçici
Sanki bir cennetsin yalan yüzlerle gülücüklerle
Sende yaşlandın geleceğin boş umutlarla dolu
Veren alır canı Mevlam buldursun doğru yolu

Hani uğruna savaşanlar kan dökenler
Hepsi tarih oldu bir bir yok oldu
Kim ne aldı götürdü gittiği yere
Haber var mı gidenlerden geriye gelen

Ebu cehiller firavunlar saddamlar
Nerde meydan okuyanlar hepsi bir hiç
Ne uğruna ne bıraktınız geride ne kaldı
Hep bunlar senin uğruna yalan dünya

Senin uğruna kan döken bush lar var
Dünyayı gözyaşı kana boğanlar var
Hep senin uğruna değil mi kime kaldın
Bundan sonra kime kalacaksın dünya

Sen doymazsın karnın çok büyük
Merak etme senin sonunda yakın
Daha ne zulümler gelir geçer senden
Sende onlar gibisin ne farkın var onlardan

Senin uğruna değil mi bunca akan kanlar
Senin uğruna değil mi dökülen yaşlar
Senin uğruna değil mi bu insanların zülmü
Seni hiç sevmiyorum dünya sevemedim bir türlü

Yazan : Hasan GÜNEŞ

—————————————————————

TOPRAK MEKAN

Daha dün uğradım toprak mekana
Şöyle baktımda etrafıma göremedim
Ne kavga eden var ne de gürültü yapan
Sessiz sedasız sanki hiçbir şey olmamış

Kimse kimseye yan gözle bakmıyor
Yanyana dizilmiş sıra sıra yatıyor
Dün ne idin bugün ne oldun şimdi
Üstü kapalı toprak iki ucunda iki taş

Yanyana arka arkaya yatıyor dostlar
Ne sövüyorlar ne vurup kırıyorlar
Anlamadım oradan herkes memnun mu
Göremedim duyamadım ne yüz ne ses

Orada hortumculuk yok hırsızlık yok
Adam gayırma çalma çırpma yok
Herkes hakkına rıza göstermiş yatıyor
Belkide bize bakıp boyun büküp eh ediyor

Söyelenecek çok sözleri var belki bize
Ama duymuyoruz görmüyoruz biz
Ne söyleseler fayda etmiyor çaresiz
Otlar bitmiş çiçekler açmış üzerlerinde

Yağma yok haksızlık yok her şey adil
Yalan dolan yok savaş zulümde yok
Emmi dayı amca eş dost hep akraba
Kim kime ne yaptı kim kimden ne aldı

Üç beş kuruşa namusunu ahlakını satanlar
Vatanına milletine ihanet edenler, firavunlar
Ebu cehiller herzaman ben yinede ben diyenlar
Baksana onlarda burada yatıyor dizilmişler

Kime kaldı bu dünya kimler geldi geçti
Toparak hiç ayırmadı hepsini aldı içine
Bak orada kimse ses çıkarmıyor yatıyor
Belkide sıra sende deyip seni beni de bekliyor

Hala almıyacakmısın dersini şu yalan alemde
Varmı gidip gelen toprağa bürünüp dönen
Senin atan benim atam hepsi hepsi orada
Sessiz sakin kuzu gibi yatıyorlar belli belirsiz

Ne zaman düşeriz toparağ bilinmez
Veren verirken sana sormadı canı cananı
Unutma alırkende sormayacak uyan artık
Daha geç olmadan toprak bağrına basmadan

Yazan: Hasan GÜNEŞ

—————————————————–

 

MEVLANA’YA

Toprak kendini bahar gelince bulur
Bağrında büyütür, çiçekleriyle konuşur
Mevlana da toprak gibidir bende
Kurumuş bir çiçeğim, o benim can suyumdur

Günahlarımdan kaçmak için nefsimi uyuttum
Mevlana’nın yedi öğüdünü tuttum
Biçare dolanırım yalancı dünyada
Aşkıyla yandım, kendimi unuttum

Senin aşk değirmeninde döndür beni
Kalbim günahlarla kaplanmış taş gibi
Temizle beni döneyim huzura
Öğüt öğüt parçalarıma ayır beni

Semazenler açmış ellerini, durmadan döner
Dinle şu ney’i neler söyler
Halim nicedir, bende ne fırtınalar kopar
İçimde yanan bu ateş bilmem ne zaman söner

Bir kamış deyip geçme ney’e
O bir iç sestir duymasını bilene
Onu duyan günah, yanar kül olur
Semazen duydu mu aşktan döne döne

Çok günah işledik de uslanmadık
Bırakma bizi kapına geldik
Mevlana’m senin gibi bizde
Hamdık… piştik… yandık…
Yazan: Faruk GÜNEŞ

 


Yukarı Çık